31 Aralık 2025 Çarşamba

DR.MEHMET SILAY

 Yıl 1993.Refah Partisinden Milletvekili olan (1995)Dr.Mehmet Sılay "Hatay Evliyaları"diye bir kitap çıkartmıştı.Hatay'da yaşamış bilinen büyük zatlardan bahseden.Bu arkadaşımızı biz,iç dünyasındaki uzantıları bilmeksizin sadece eşi tesettürlü,kendisi abdestli diye 1994 yılında Belediye Başkan adayı olarak kabul ve baş taç etmiştik.Bu kitabı bir vesile ile AZİZİ'ime sunmuştum.İçerisinde Seyit Ali Baba hazretleri ile alakalı olarak bir bölüm hazırlamıştı.AZİZ'im kitabı şöyle bir inceledikten sonra "BU KİTABIN YAZARI MİLLETVEKİLİ Mİ OLMAK İSTİYOR"diye buyurdu.sonraki süreçte (6 yıl sonra)bu kardeşimiz Milletvekili oldu ama "Parti'nin kapatılmasına"sebebiyet vermesi iddiasıyla  siyaset dışında kaldı.Cenab-ı Hak,kişilere bazı hizmetlerinden dolayı bazı makamlar lutfeder ancak bu makamların akibeti onun için hayırlımıdır? değilmidir?zamanla anlaşılır.Bu işlerle alakalı AZİZİMİN şu yorumu harikadır."SEN TALEP ETMEDEN VERİLEN BİR NİMETİ BİR NİMETİN ÇİLESİ  OLMAZMIŞ.EĞER TALEP EDERSEN O NİMET ÇİLESİ  İLE BİRLİKTE GELİRMİŞ

SAHİBÜL MÜHÜR

 

SAHİBÜL MÜHÜR şeklinde bir tabiriniz geçmişti.Vaktin Sahibine ait olsa gerektir.Bu hususla alakalı şahit olduğumuz durum şu idi:Dörtyol'da medfun Seyit Ali Baba hazretleri 1980 yılında İskenderun Devlet hastahanesinde prostat ameliyatı olmuştu.ameliyat akabinde 4 yıl 4 ay 4 gün daha ömür sürdü.Ev içinde yatmayı istemedi.Bahçeye üzeri naylon etrafı naylonla kaplı bir çadır kurdurdu.Kış yaz bu durumda,sürekli oruç vaziyette uzun otururda.Üzerinde uzun bir gömlek.soba v.s yok.Uzun otururken sürekli sol eli kapalı vaziyette idi.Halbuki sağlığında elini öperdik normaldi.sanki avuç içinde bir şey gizleniyordu.Dünyayı değişmiş olan Esat hoca isimli köyümüzde imamlık yapan bir zatın ifadesine göre sol elinin avuç ortasında yeşil bir ben oluşmuş ceviz büyüklüğünde .Bu beni cenazenin gasli esnasında görmüş .Acaba Yaratıcımız Ricalül Gaybin bir kısmının vücutlarında  sonradan bu şekilde bir mühür mü oluşturuyor.Bilmiyorum.Sahibül Mühür sahibi olduğunu söyleyenlere  sormak lazım. 

Ebül vakt dünyayı değiştiğinde arzda ve semada acaiplikler zuhur ettiğini AZİZİM EFENDİM buyurmuştu.21.11.1984 tarihinde Ali Baba rahmetullah 105 yaşında dünyasını değiştirdiğinde anormal bir soğuk yaşanmıştı.

Dikkat buyurursan tüm mübarekler sona doğru gelindiğini ifade buyururken yolu  sır kaplıyor.Var olan gerçi yok olmuyor.Vakit yaklaştığı için GELECEK OLAN EFENDİ 'ye karşı direnç oluşmasın diye İrşatta bilinen isimler gittikten sonra yerleri hep boş kalıyor. Hasan Efendi'nin buyurduğu gibi,"-gelecek olan kişi  şeriatta değişiklik yapacak belki namaz üç vakit olacak.İnsanlar şeriatı,tarikati yaşamadan direkt Hakikatten başlayacaklar".

ALİ BABA SAMİ EFENDİ HAZRETLERİ

 

GELELİM MERD-İ HÜDA'YAHatay Dörtyol'da 105 yaşında iken Beka'ya teşrif eden Seyit ALİ BABA hazretlerinden  devam edelim.Gaziantep-Adana istikametinden gelirken Amanos dağlarına tırmanmadan önce Kömürler denilen Belde vardır.geçip yukarıya doğru kıvrımla uzanan yokuşlar başlar.Gerçi şimdi Otoban üsten viyadükle geçiyor.20 yıl önce Seyahat esnasında Haybabam bu mevkie gelince anlatmıştı.Ali Baba hazretleri sırtında heybesi yürüyerek seyahat ettiği zamanlarda bu mevkide giderken Sami Efendi Hazretleri 15-20 araba ile Hac'dan dönmekte imiş.Sami Efendi hazretleri aracından iner,Ali Baba hazretlerinin heybesini kendi alır,yaya vaziyette ,araç kullanmayan müridan arkalarında ,araçlar peşlerinde yürüyerek bu yokuşu çıktıklarını söylemişti.Bu mevkie geldiğimde bu anı o mübarekler ile irtibat kurmak için hep kalbime gelir.Dikkat ediyormusunuz Yollarımız mutlaka bir yerden Turuk-u Ali'ye bağlanıyor.Ali Öztaylan Efendimiz'de sonradan Sami Efendi Hazretlerine yönelmişti.Dünyayı değişen Azizan'dan sonraya kalan müridan'ın bocalama,elenme ve nakil hususlarıda bir usulle olurmuş.Bunu anlatmak borcum olsun.İnşaallah Sami Efendi hazretlerinin Adana hayatındaki bir anekdotu bana aktaran Kilis'li bir muhatabıyla devam edeceğim.Sağlıcakla kalın

HAYATINDAN KESİTLER

 ÜÇGEN MEZAR TAŞI

ALİ BABA RAHMETULLAHIN MEZAR TAŞININ BU ŞEKİLDE OLMASINI HAYBABAM SÖYLEDİĞİ İÇİN ÖYLE YAPTIRDIK.AFYON VEYA KÜTAHYA TARAFINDA BÖYLE BİR MEZARIN VARLIĞINDAN SÖZ ETMİŞTİ.ANCAK ÜÇGEN ÜÇLERLE ALAKALI İMİŞ.HANİ VAKTİN SAHİBLERİ.SÖZ BURAYA GELMİŞKEN ALİ BABA HAZRETLERİ İLE ALAKALI BİR HADİSEYİ İLK AĞIZDAN NAKLETMİŞTİ HAYBABAM.DAHA ÖNCEKİ MAİLLERİMDEN İFADE ETTİM Mİ BİLMİYORUM.TEKRARLAR HEP FAYDALIDIR.ALİ BABA HAZRETLERİNİN MANEVİ KONUMUNA İŞARET İÇİN.ANLATAN LÜTFİ MURSALOĞLU İSİMLİ ŞU ANDA DÜNYAYI DEĞİŞMİŞ,İSKENDERUN KAPTANPAŞA CAMİ KARŞISINDA MANİFATURACILIK YAPMIŞ BİR ZEVAT.HATAY PLEBİSİTİNDE ŞAPKA GİYMEMEK İÇİN BİR KISIM VATANDAŞLARIMIZIN SURİYEYE GİTTİĞİ BİR VAKIADIR.BU HUSUSTA KANAYAN BİR YARA.BU İNSANLAR SURİYE VATANDAŞI OLARAK KABUL EDİLİP MALLARI KARŞILIK NEDENİYLE DONDURULMUŞ.AMA TÜRK.HATAYLA AKRABALIKLARI CANLI.HEPSİNİN TÜRKİYEDE NÜFUSU MEVCUT.İŞTE LÜTFİ EFENDİ ŞAMDA BULUNAN AKRABASININ KIZI İLE EVLENİR,DÜĞÜN SONRASI  EL ÖPMEK İÇİN TRENLE SURİYEYE GİTMEK İSTERLER.BİNDİKLERİ TREN HAREKET EDER.ANCAK AYNI KOMPARTIMANDA SONRADAN ALİ BABA OLARAK İSMİNİ ÖĞRENDİĞİ ZATTA VARDIR.KONDOKTÖR BİLET YOKLAMASI İÇİN GELİR ALİ BABADAN BİLET SORAR:ALİ BABA:"-NE BİLETİ!TREN BENİM"DER.ADAM KIZAR.YÜKSEK SESLE PASAPORTUNU VER!DİYE BAĞIRIR .ALİ BABA"-NE PASAPORTU.DÜNYA BENİM"DEMESİ ÜZERİNE KONDOKTÖR KIZAR AMA BİLET TEFTİŞİ BİTMEDİĞİ İÇİN BEKLE DER.BİRAZ SONRA ALİ BABA YERİNDEN KALKAR TERS İSTİKAMETTEKİ KOMPARTIMANA GİDERKEN LÜTFİ BEYİN HANIMI ,CİMRİ OLAN KOCASINA ÇIKIŞIR:BU GARİBANIN BİLET PARASINI SEN VER.BİRAZ SONRA KONDOKTÖR HIŞIMLA GELİR ALİ BABAYI SORAR.GİTTİ DERLER.ADAM TÜM TRENİ DEFALARCA GEZER AMA ALİ BABAYI BULAMAZ.MERD-İ HÜDA DÜNYANIN SAHİBİ..HAYIRLAR FETHOLA

HAYATI

 

DÖRTYOLDA MEDFUN SEYİT ALİ BABA HAZRETLERİNDEN DEMLENELİM.

Mübarek 105 yaşında vefat etmişti.Sürekli oruç ve suyu saf olarak içmeyenlerden.Kırıkhan Beyazıd-ı Bestami ile Tarsus Ashabı Kehf arasını yaya yürüdüğü bir zamanda Ceyhan tarafında bir köye yaklaşırken oyun oynayan çocuklar kaçışırlar.Ali Baba,çeşmede yüzünü yıkayıp abdest aldıktan sonra köy içinden gelen bir kalabalık Ali Baba'yı döver."Utanmıyormusun küçük kız çocuğuna böyle hareket etmeye"diye bağırarak bir güzel döverler.Mübarek hiç ses çıkarmaz.O esnada kaçışan çocuklar içinde bulunan küçük kız derki:"Ben şaka diye söylemiştim".Cebr büyükler için .

Merdi Hüda olan Abi Babanın giysisi yaz-kış kalın pardesü.İç kaftanı üç cepli imiş.(Gerci bugün türbe olan mezar taşıda üçgen piramittir).Bu cepler para ile doludur.Değişik kişiye tomarla dağıtır.Babaefendi nakletmişti:-Ali Baba'yı üç gün hiç kimse misafir olarak çağırmamış ve üç gün aç kalmış.Baba Efendi sormuş:Babacağım !hiç paranız yokmuy du bir şeyler alsaydınız.?Mübarek:Ceplerim Para dolu idi.Ancak,paranın sahibi ben değildim..Hani Gönenli Mehmet Efendi'nin  ,Denizli Hapishanesine uzanan tevkifine neden olarak cebinde biriken parayı,aynı gün fakirlere uluştırmayıp ertesi güne bırakmasının neden olduğunu düşünmesi gibi. 

 

SEYYİD ALİ BABADAN

Güzel insan mmar Ömer Özel "Dörtyol Evliyaları" isimli kitabında Seyyid Al Baba hazretlerine ait sözleri tespit etmiş:

1-Sevgi ancak Allah içindir.Bir kalpte iki sevgi olmaz.Allah'dan başka neyi sevrsen o sana perde olur.(Putundur)

2-Bu devirde Müslümanlar para ve şehvet ırmağını geçemiyorlar.Bu nedenle menzile (Hakk'a ) ulaşamıyorlar.

3-Allah'ın yanında dünyanın "sivrisineğin kanadı kadar"değeri yoktur.Sende kıymet verme gönül bağlama.

4-Ne yersen ye hepsi değişik renkteki ottur.

5-Dana ve tavuk eti yemeyin.Çünkü her hayvanın kendine özgü nefsani yönü vardır.Bu insana nüfuz eder.Koyun eti yiyiniz.Çünkü o uysal ve melek huyludur.

6-Hamamda bir avuç kil verilmiş.Güzel kokuyormuş.Kil'e bu kokuyu nereden aldın demişler."Gül ağacının dibindeydim oradan aldım" diye cevap vermiş.İyi insanlarla oturmak lazım ki, ahlakı bulaşsın

7-Mekke'ye inglizler girdiğinde , müezzin ezan okuyormuş."Allahü Ekber" demiş.İçine ateş düşmüş.(vecde gelmiş).Minareyi altınoluğa çevirip zemzem suyuna yatırmış.Zemzemden içmiş minare yeniden doğrulmuş.Bunu gören İngilizler Müslüman olmuş.Keramet her zaman gösterilmez.İman meselesinde gösterilir.

8-Vücudun shhati akıldır.Beynin ifade alanı da kalbtir.Allah daima kalbe bakar.

9-Akrep karnında yavru yapar,yavru anasını yiyerek meydana çıkarmış.Şimdiki çocuklar Anne babasının dünya ve ahiretini yiyor.Ona göre evlat yetiştiriniz.

10-Dünya hayatı bir saat, o da bulunduğun andır.Bu anı ganimet bil, gafletle geçirme, ibadete vakfet.

11-Üzerindeki yamalığını hor gören birisine :"Allah gökyüzünü parça parça yıldızlarla süsledi"

12-Yağmur akabinde yerde biriken Su başını beklemesindeki sebebi soranlara  "Ah bu suların neler anlattığını bir bilseniz"demiştir.

13-İnsanlardan değer beklemek şirktir.Değer Allah'dan beklenir.

Sıkıntılı zamanınızda fetih suresini okuyunuz buyururdu.

 


NECİB SULTANIN DİLİNDEN

 

Necib Sultanım anlatmıştı.Dörtyol'da Terzi dükkanında çalışırken Tapucu Mehmet bey(Kilisli) dükkana gelerek,ben hakimle keşfe gidiyorum.Ali Baba hazretleri bugün bizim evde kalacak onu merkez camiden alarak benim eve götürürmüsün dedi.Bende olur dedim.ancak dükkanda bulunan iki kişi ile biraz meşgul oldum ve geciktim.Sonra Hemen merkez camiye doğru gittim.Cami içinde heybesi vardı.Heybeyi getirdi benim sağ omuzuma koydu.Tapucu Mehmet Beyin evinin yolunu uzatarak ilçenin en işlek yerinden yürümeye başladık.Heybe o kadar ağırdı kiomuzumu ağrıtmaya başladı.Herkes bana bakıyordu.İçimden selavat çekiyordum.Mehmet beyin evine 100 metre kala bana:Bir taksi çağır dedi.Zaten eve kısa bir mesafe kalmıştı.Taksilerin bulunduğu yer ise geldiğimiz mesafenin üç katı uzaktaidi.Tüm bunu düşünürken Mehmet Bey keşiften dönmüş anadol marka arabası ile önümüzde durdu.Mehmet beyin evine çıktık.hemen girişte bir odayı Ali Baba hazretlerine ayırmıştı.Heybe halen omuzumda diz çöker vaziyette oturmakta idim.İçimden heybeyi şimdi indir der diye beklerken akşam vakti oldu.ŞXimdi namaza kalkar da ben heybeyi indiririm diye düşündüm nafile.Yatsı namazı vakti oldu durum yine aynı.Terzi dükkanını açık bırakmıştım.Gece saat on oldu.Bana heybeyi bırak dedi.Bırakırken heybenin çok hafif olduğunu hissettim.Çünkü içinde çaydanlığı,ispirto ocağı ve bardağı vardı.Nasıl bu kadar ağır olduğunu çözemedim.Sonradananladım ki ben heybe omuzumda ettehiyyatü vaziyetinde  oturarak edep gözetirken mübarek bana nazar ediyormuş.Şimdiki aklım olsa sabaha kadar o vaziyette oturmak isterdim.Bana hitaben"Dükkanına git beş kişi seni bekliyor.onları buraya getir.Mehmet beye söyle misafirler için yemek yapsın ancak misafirler balkonda yesinler dedi.Dükkana vardım.Gerçekten dükkanın önünde beş kişi bekliyordu.Kırıkhandan Tatlıcı İzzettin Eroğlu ile birlikte olan kişiler beni görünce sevindiler.Dükkanı kapattım ,Onların arabasına binerek Ali Babanın yanına getirdim.Ancak Ali Baba gelenleri balkon'a otursunlar dediği için onlar balkonda oturdular.Yemek hazırlığı der iken gece saat 01 de misafirler yemek yediler.Sonra Ali Baba hazretleri misafirleri için onlar yollarına devam etsinler dedi.Misafirler araba ile gittiler.Gece saat bir.Mehmet bey bende seni kuzuculudaki eve bırakayım dedi.Anodol taksi ile giderken yanımızdan bir taksi geçti içindekiler ellerinde bira şişisi araba içiinden havaya silah sıkarak bizi geçtiler.1979-80 anarşi devri.Kuzuculaya yaklaşırken Mehmet beye dedim ki sen beni girişte indir.hemen dön git.Mehmet bey gitti.biraz yürüdükten sonra havaya silah sıkanlar karşımdan geldiler.Beni tanıdıkları için bir şey demediler ama aralarında "Tüh adamı kaçırdık"dediler.Niyetleri Mehmet Beyi vurmaktı.HakTeala muhafaza etti.

NECİB SULTANIN DİLİNDEN

 

Necib Sultanım şöyle buyurdu:"Seyyid Ali Baba hazretleri ile İskenderun'da 1950 li yıllarda tanıştığımda hazret, Hz. Pir mevlana Efendimizin "Hamdım, piştim, yandım" sözünün "yandım" bölümünü yaşamakta idi. Eski İskenderun adliyesinin karşısında olan Kore parkı içinde bulunan havuzun içine bir kış günü suya atılmıştı, kışın dondurucu soğuğuna rağmen hiç aldırış etmedi. Terzi dükkanımın kapısının önüne gelir içeri girmezdi. Sonra içeri girme hadisesi şöyle oldu. Hiçbir şey bedelsiz olmuyor. İskenderun Ceyhan arasında dolmuşçuluk yapan birisi vardı. Bir gün bana gelerek "Necib Efendi bir şey dikkatimi çekti. Senin dükkanın önünde duran yaşlı amca var ya ona bir gün Ceyhan dönüşünde Erzin civarında rastladım yağmur sicim gibi yağmakta idi.Arabaya almaya niyet ettim.silecekler zorlukla çalışıyordu.muavine de tembih ettim. Bu amcayı arabaya alalım diye unutmuşuz. İskenderun'da geldik sonra Osmaniye'ye yolcu çıktı onu götürüp dönerken yine yolda rastladık. Yağmurdan tamamıyla ıslanmıştır diye düşündüm.Yine arabayı durdurup almayı unuttum. İskenderun'a geldim. Kaymakamlık binasının karşısındaki garaja geldiğimde o zat garajın köşesinde idi.ama hiç ıslanmamıştı. Bu nasıl oluyor?" diye bana sorunca ben "sen her halde karıştırmış olacaksın" diye cevap vererek geçiştirdim. Aynı şoför ,denizciler beldesinde İskenderun'a gelirken, önde giden bir kamyonun lastiğinden fırlayan bir taş ön camını kırmıştı. O sırada cam karaborsada bulunmuyordu. Dükkanıma geldi.durumunu bana anlattı. Bende dükkanın kapısının bir kanadında olan camı işaret ederek, bu kapıyı söktür götür.bir camcı bu camı otobüsün kırılan ön camının yerine monte etsin dedim. Terzi dükkanındaki kalfalar hayret etti. Çünkü dükkanın darabası vardı ancak, gündüz, rüzgardan dolayı tüm toz dükkana dolmakta idi. Dört ay sonra cam karaborsası kalktı kapının camını taktırdım. Bu hareketimden dolayı Hak Teala bana lütfetti, Seyyid Ali baba hazretleri dükkanımdan içeriye adımını atmış oldu...

 

HAYATI

 Blogta ismi çokça zikredilen evliyaullah hazeratından Belenli Şeyh Seyyid Ali Baba Hazretleri. Kendisinin isminin geçtiği bir kısım bilgiler bloğun evvelki yazılarında mevcuttur.

105 yaşında vefat etmiş olup Seyyittir. Babası Belen sancağının başı Albay yahut Yarbay rütbesinde olan birisi olup Arabistan'da şehit olmuştur. Kendisi başlangıçta askeri okulda okumuştur. İstiklal savaşına (Kütahya savaşına) katılmıştır. Bir iftiraya maruz kalmış sonuçta aklanmıştır. Dervişlik hayatını tercih etmiştir. Gençliğinde geçimini Kırıkhan , Belen ve Ceyhan'da tatlıcılık yaparak temin etmiştir. Sami Efendi hazretlerinin saygı gösterdiği bir şahsiyettir. İdare bölümünde vazifeli olup Üçler'den olduğunu Necib Efendi ifade etmiştir. Türbesi Hatay/Dörtyol/Altınçağ mahallesindedir. Yıl boyu sürekli oruç tutan bir zattır. Saf olarak su içmeyenlerdendir(*). Yaya olarak seyahat ettiği güzergah İslahiye ÖKKEŞİYE HAZRETLERİ, Kırıkhan Beyazid-i Bestami hazretleri ve Tarsus Ashabı Kehf arasındaki güzergahtır. Meşrebini Kadiri olarak ifade ederlerse de Mevlevi'dir...

* Ebul Hasan harakani hazretleri demiştir ki:"Kırk yıldır nefsim ya bir için soğuk su, ya da bir içim ekşi ayran ister. Fakat henüz bunları ona vermedim." Bu meşrepte olan bir zat idi. Mareşal Fevzi Çakmak hazretleri ile ünsiyeti olup onu çok severdi. 1980 yılında geçirdiği prostat ameliyatı sonucunda 4 yıl 4 ay 4 gün bir portakal bahçesi içine kurulan çadırda üzerinde sadece bir gömlek olmak kaydıyla oruçlu bir şekilde yaşamış 21.11.1984 günü Hakk'ın rahmetine kavuşup,bulunduğu yere defnedilmiştir.(Ki bazı evliyaullah, teslimi ruh yaptıkları yere defnedilirler.)

CELAL DERVİŞ

 Dörtyol'dan Celal isimli bir kardeşimiz anlattı. Kendisi Cizre'de Seyyid Nurullah hazretlerinin dervişidir. Bir gün güzel bir şekilde giyindim. Yeni takım elbise diktirmiştim. Çok güzel bir üzüm buldum ve bir miktarda börek yaptırdım. Ali baba hazretlerini ziyarete gittim. Yattığı çadırın içinde civcivlerini gezdiren bir tavuk var ekmek parçalarını yediriyordu. Ben nereye otursam diye etrafıma bakındım. Çünkü takım elbisem yeni idi. Sonra hatırıma geldi,"aman ne olursa olsun" diye olduğum yere oturdu. Kendisine getirdiklerimi takdim ettim. Baktı Üzüm güzelmiş dedi alüminyum bir küçük kazanı vardı onun içine koy, onu Hacettepe'de yatan bir hasta kardeşine gönderelim dedi.

Daha sonraki zamanda da ziyaret ettim. Çadırda bulunan bir kazanı işaret etti. İstanbul'dan bir hanım  bacınız göndermiş dedi. Kazanı aldım içinde aşure vardı ancak aşure taze olup üzerinde buharları çıkmakta idi. Hayrette kaldım, sormadım..

 

ATATÜRK'ÜN BİLİNMEYEN YÖNLERİ

 

ATATÜRK’ÜN BİLİNMEYEN YÖNLERİ

Son Devrin Melami kutuplarından Seyyid Nurul Arabi hazretleri 1887 yılında Hakka yürümüştür.Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi bu zatın dervişi idi.1881 de Atatürk doğduğunda Mustafa İsmini koyan ve kulağına ezan okuyan kişi Seyyid Nurul arabi hazretleri idi.aLİ rIZA EFENDİ,sELANİK'E YAKIN MESAFEDE BULUNAN dOYRAN DERGAHINA GİTMEKTE İDİ.Babasının vefatından sonra annesi Zübeyde hanım oğlunu ,devam ettiği askeri okuldan almak istedi.Rüyasında bir zatın kendisini minareden aşağı sarkıttığını,çocuğu okuldan almamasını, onun ülkeyi kurtaracak kumandan olacağını bildirdi.Manastır idadisinde okuyan Mustafa Kemal'in Tarih- Coğrafya hocası Bursalı Mehmet Tahir1861-1925 Bursa) diye bilinen bir zat olup bu kişi Seyyid Nurul Arabi hazretlerinin halifesidir.Bu kişi 1908 de açılan Meclis-i Mebusan'a Bursamebusluğu yapmış,sonra siyasetten ayrılıp Kaymakamlık hizmeti yapmıştır.bu zatın vefatından sonra mezarını Atatürk yaptırdığı rivayet olunur.bursalı Mehmet Tahir efendinin mezarı Aziz Mahmut Hüdai hazretlerinin haziresindedir.Manevi idarecilerden Arabacı İsmail Ağa'nın Atatürk'ü manen himaye ettiği bloğun önceki yazılarında geçmişti.sEYYİD Nurul Arabi hazrretlerinin halifelerinden birisi manastırlı Vehbi efendi olup bu zat Beyoğlu kamer hatun camiinde sabah namazından sonra Füsusül Hikem okutur.kendisine hizmet ve devam edenler arasında Arabacı İsmail Ağa da bulunmaktadır.

Seyyid Ali baba hazretleri 105 yaşında vefat etmiş ÜÇLER'den bir zat olup 1984 yılında  dünyasını değiştirmiştir.Bizatihi onun ağzından İstiklal Harbi ile alakalı çok şeyler duyulmuştur.Kazım Karabekir Paşa için "KAZIM" tabirini kullanır,Atatürk içinde "Mustafa"kelimesini kullanır."Kazım  sabah namazından önce kalkıp çadırında Kuran'ı Kerim  okurken Mustafa onun yanında diz çökerek kuranı dinler ve dinlerken de ağlardı"demiştir. 

SEFA GÜLER

 

Anlatan Sefa Güler abimiz. Ali baba rahmetullahı ziyaret etmiştim. Hz.Musa ile  Hz. Hızır'ın buluştuğu yerin neresi olduğunu sordum. Hazret: Süveyş körfezinde olduğunu belirtti. Sonra Sultan Abdülhamit nasıldı diye sordum. Hazret saygı ile ayağa kalkarak Sahibül berri vel bahri buyurdu.Yani Karaların ve denizlerin sahibi anlamındaki bu ifadeden vaktinin kutbu olduğu anlaşılmalıdır.

ABDULLAH ALGÜL

 

Yaşadığı hadiseyi diyanet görevlisi Abdullah Algül hoca anlattı.İmam Hatip okulunun orta kısmını okuyorum.Evimiz farklı yerde olduğu için Dörtyol Özerli mahallesinde bulunan anne annem'in evinde kalmaktayım.Bir gün dayım Mehmet Karaca'nın çocukları da anneanneme gelmiş,saklambaç oynamakta idik.Ben saklanmak için Ali baba hazretlerinin odasına girdim.odaya baktığımda boyları bir metre boyunda, yüzlerini görmediğim varlıkların oda içinde Ali Baba'nın etrafında döndüklerimi gördüm korktum dışarıya kaçtım ve Ayşe anneanneme bu varlıkların olduğunu söyledim.Anneannem çok kızdı :Niçin o odaya girdiğimi söyleyip beni azarladı ve bir daha sakın oraya girmeyin diye beni tembih etti.

MAHMUT DURUSOY,

 

Ali Baba (K.S.) Hazretleri mana ehli görevlilerinden olup irşada alakalı bir vazifesi olmadığından kimseye manevi ders vermemiş, intisap edip inabe almaya gelenlere fıtratına göre farklı zatları tavsiye buyurmuş olup, nev’i şahsına münhasır riyazetle dolu bir hayat yaşamıştır. Bu hayat tarzı her insanın kaldırabileceği bir yaşantı değildir. Hele insanlara örnek olan tebliğ vazifesinde bulunan insanlar daha itinalı olmak zorundadır. Bir Allah dostundan ister hayatta ister ölümünden sonra istifade etmek için o zatla asgâri müşterekte birliktelik lazımdır. Bu, ya Hal, ya Zat, ya da sıfatının birinde olmalıdır. Ali Baba (K.S.) den istifade etmek için onun en önemli vasfı olan ömür boyu açlık ve hiç su içmemesi susuzluğundan dolayı biraz aç ve biraz susamış olarak huzura varmak istifadede en kestirme yol olduğu tecrübe ile sabittir. Bu sözler bir kitabın Takdim yazısından alınmıştır. Kırıkhanlı Mahmut Durusoy Beyefendi, daha önce yazmış olduğu “Sultanü’l Ârifîn BAYEZİD-İ BİSTAMÎ -Kuddise Sırruh- Hayatı, Sözleri, Nasihat ve Duaları” adlı kitaptan sonra Ali Baba ile ilgili de bir kitap yazdı. İstanbul’da 2005 yılında basılan “Belenli Şeyh Ali Baba (Kuddise Sirrûh)” adlı kitap 72 sayfadır. İsteme adresi: Kanatlı Cad. No: 190 Kırıkhan/Hatay’dır. Kitap, Belenli Ali Baba Hazretlerinin Hayatı, Kerametleri, Mübarek Sözleri, Ali Baba’nın (K.S.) Türbesinden Görüntüler ve Ali Baba’nın (K.S.) Sevdiği Dost ve Ahbaplar bölümlerinden oluşmaktadır. Ali Baba’nın hayatından kesitler kitapta şöyle geçmektedir: “Belen’in Benlidere köyünün mütevazı bir evinde 1879 yılında dünyaya gelen Ali Baba Hazretleri aslen Kahramanmaraş’ın Elbistan kazasının içmeleriyle ünlü Cela köyü, yeni adıyla Ekinözü beldesindendir. Ali Baba Hazretleri’nin babası Hanifi Bey, annesi Hafize hanımdır. Öğrenebildiğimiz kadar biri kız üç kardeş olup kardeşlerinin ismi; Mustafa Koklar (Kehler), kız kardeşi Zeynep Ünüvar’dır. Ailenin Osmanlı döneminde lakabı Kehler’dir. Kehler, olgunlar manasını taşımaktadır. Babası Hanifi Bey Osmanlı döneminde kaza olan Belen’e tayinle gelen bir Osmanlı subayı olup; Asayişle alakalı Jandarma Alay komutanı olup, Miralay rütbesinde idi. Harbi Umumi’de Yemen’e gönderilen subaylardan olup, Yemen’de İngilizlere karşı çarpışarak şehit düşmüştür. Yakın zamana kadar babasının şehit maaşını kız kardeşinin çocukları alırdı. Ali Baba Hazretleri Belen İlkokulundan sonra baba mesleğini devam ettirmesiyle alakalı Halep Askeri Rüştiyesine gönderilmiş, oradan başarıyla mezun olmuştu. Orduda Yüzbaşılığa kadar yükselmiştir. Ali Baba Hazretleri harp esnasında komutanlarının teveccühünü çekemeyenler “Düşmana cephanenin yerini bu söyledi” deyip iftira etmişler. Bunun üzerine İstiklâl Mahkemesi’nin ilk sanıklarından olmuş ve mahkemece suçsuz olduğu anlaşılınca serbest bırakılmış. Komutanı da “Evladım biz senin suçsuz olduğunu ve asıl suçlu kim olduğunu biliyorduk. Fakat senin mahkemece aklanıp bu suçsuzluğunun onaylanması gerekiyordu” demiş. Ali Baba Hazretleri harplerden sonra cihat hizmeti kalmayınca kendi isteğiyle askerden Yüzbaşı iken ayrılmış memleketine dönmüş. Benlidere’de münzevi bir hayata geçmiştir…. nerede öğrendiğini bilemediğimiz tatlıcılığa Belen’de dükkan açarak başlamıştır. Bu tatlıcılığı Kırıkhan’da da Kanatlı Caddesi’nde dükkân açarak kendisine özgü üçgen biçiminde ince açkıyla yapılan bir tatlı çeşidini de geliştirerek baklavacılıkla beraber yürütmüştür. Bir müddet sonra manevi bir işaretle Adana’nın Ceyhan ilçesine gitmiş orada bir tatlıcı dükkânı açmış ve burada bir hanımefendiyle evlenmiştir. Bu evlilik uzun sürmemiştir. Bu evlilikten bir kız çocukları dünyaya gelmiş. Altı aylıkken ayrıldığı kızını 14-15 yaşlarında Adana’da adliyenin yanından geçerken gördüğünü “Ben onu tanıdım o beni tanımadı yollarımıza devam ettik” diyerek dünya gözüyle bir defa gördüğünü kendisini tanıyamayacağından dolayı kızına sahip çıkamadığını beyan etmiştir. Tatlıcılığı bırakmış seyahate başlamıştır. İlk seyahatlerinde Belen merkez olup Konya’ya Mevlana Celâlettin Rumi Hazretlerine, Şam’da Sahibu-z Zaman Şemsu-s Şumus (Güneşler güneşi) Mevlana Halidi Bağdadi ve Şam’daki diğer Allah dostlarını ziyaret şeklinde olmuştur. Her birinin gidiş mesafesi 500 km civarında olan bu yolculuklarını hep yaya olarak yapmıştır. İlim ehlinin teslimiyetinin zor ama irşadının kolay olduğunu, cahilin teslimiyetinin kolay irşadının zor olduğunu beyan eder.” (s. 9, 10, 14, 15, 16, 22) Ali Baba’ya ait güzel sözlerden birkaçı şöyledir: – Önce aklı ve kalbi doyurmak şart, aklı olmayana iman vacip değil. – Bu devirde para ile hurileri (kadınları) ekseri Müslümanlar aşamıyorlar. Bu iki putu aşmak lazım, aşan menzile ulaşır. – Başsız insanın uyuz köpeğe bile gücü yetmez. – İnanmayanın önüne güneşi koysan karanlık der. Belenli Şeyh Ali Baba’yı tanımak isteyenler bu kitaba başvurabilirler. “Bizim toparlayabildiğimiz onun hayat kırıntılarından başka bir şey değildir.” diyerek manevi dünyamızla ilgili bir şahsiyeti anlatan bu kitabı hazırlayarak tarih, kültür ve manevi mirasımıza sağladığı katkıdan dolayı Sayın Mahmut Durusoy’u kutluyor ve teşekkürlerimi sunuyorum.

HADİMLERİNDEN

 Seyyid Ali baba hazretlerinin hadimi 14 Haziran 2021 günü dünyasını değişti. Hazret'in uzun yattığı dönemde(1980-1984)hazretin tüm hizmetini ifa etmişti.Vefatından sonra Seyyid Ali baba hazretlerinin mezarı türbe haline getirilmiş,türbenin tüm hizmetlerini bu zat görmekte idi. Nazmi İsimli dervişinin anlattığına göre Vefatından sonra türbeye defnedilmeyi vasiyet etmiş. Ancak defin hususunda sıkıntı çıkarsa "filan mezarlığa" götürüp yatırırsınız" demiş,dediği aynen tahakkuk etti. Türbeye mezar yeri kazıldı ancak resmi makamların bu hususta haberleri olduğu için Jandarma gelerek bu işleme mani olması üzerine defni bahsedilen kabristana yapıldı. Ruhu şad olsun. Kırıkhan'lılar onu tarif ederken "Ali Baba'nın Alisi"derlerdi.

YİYECEK BULUNAN KAPLAR

 İçinde yiyecek bulunan kapların üzerini mutlaka örtülmesin isterdi. Kullanılacak kapların mutlaka kullanım öncesinde yıkanmasın ister idi. 

Seyyid Ali Baba hazretleri evine misafir kaldığı bir bayan annemize  tembih etmişti. Buzdolabında da olsa üç günü geçmiş bir yemeği yeme " Yiyeceğin geçireceği kimyasal işlem nedeniyle bunu söylemiş (buyurmuş) olabilir. Bu durumda dondurucularda muhafaza edilenlerde sıkıntı olabilir.

MAHMUT DURUSOY

 Seyyid Ali baba hazretleri ile alakalı kitap yazan Hatay?Kırkhanda bulunan Mahmut Durusoy kardeşimiz kitabının 19 ncu sahifesinde bir husus anlatır.Seyyid Ali baba hazretlerinin dilinden:Ali baba hazretlerinin Dörtyol'da daha çok kalmasının sebebini "Burada Kırklardan murtaza Efendi" var demiştir.Seyyid Ali baba hazretleri bir hatırasını anlatmıştır:Bir gün Mana aleminde Resulullah efendimizin huzurunda İstanbul, Boğazlar ve Kıbrıs konusunda toplantı yapılıyor.Toplantı anında Murtaza Hoca üç defa sağ elini yumruk yapıp açarak "Ya Resulullah vermedik, vermedik, vermedik"diye haykırır.Efendimiz tebessüm eder.Halbuki salihler divanında bu hareket edebe aykırıdır.Efendimiz :Oğlum huzurda bu şekilde hareket edebe mugayirdir ama murtaza Efendi fıtraten celalli olduğu için hoş görüldü" buyurdu.Seyyid Ali Baba hazretlerine "Baba sen de mi orada idin? deyince hazret sükut etmiştir.